İnanılmaz yoğun iki hafta geçirdim, o yüzden çok geç geliyor bu yazı ne yazık ki. Bir de siteyi biraz değiştirdim ve yeni kategori ekledim, sesli notlar diye. Bence çok çekici bir isim ve ne yazık ki ben bulmadım, Manyetikbant'tan çalmış bulunuyorum, kendimi tutamadım.

Bu hafta çoğunlukla Edith Piaf dinledim. Kesinlikle onun hakkında bir yazı değil bu yazı, ya da belki de onun hakkında bilemedim. Açıkçası Edith Piaf'ın beni ne kadar etkilediğinden bahsetmek istiyorum.
Müzik dinlerken çok da seçici bir insan değilim. Yani önyargıyla yaklaşmam pek ve birden fazla şeyi aynı anda dinlerim. Eşarbını yan bağlama'dan sonra L'imperatrice dinleyip büyük ev'e geçiş yapabiliyorum.
Bütün bu kargaşa arasında fark ettiğim şey de Edith Piaf'ın beni gerçekten daha fundamental bir seviyede etkilediğiydi. Çok daha içten gelen bir bağlılık hissediyordum açıkçası. Yani şimdi A midnight in Paris triplerine de girmek istemiyorum ama belki de yanlış zamana aitmişim gibi hissediyordum.
Daha sonra yanlış düşündüğümü fark ettim. Bu kadar derinden etkilenmemin sebebinin benim yanlış zamanda yaşamam değil de tam tersi, dinlediğim müziğin zamansız bir müzik olmasından kaynaklandığını fark ettim. Çünkü Edith Piaf'ın müziğinden etkilendiğim kadar Ella Fitzgerald'ın müziğinin de öyle bir etkisi var mesela. Ya da hiç eskilere gitmeden Christian Scott'un da müziği kesinlikle öyle.
Yukarıdaki gibi müzisyenlerin ve daha bir çoğunun yaptıkları müzikler o kadar içten ve o kadar iyiler ki sonucunda ne zaman kaydedilmiş olurlarsa olsunlar yıllar sonra bile yaşayan insanları etkiliyorlar. Çok değerli bence bu.
Burada asıl appreciate ettiğim nokta galiba bir takım insanların bazı şeyleri çok iyi yapmaları, çok başarılı olmaları. Fizikte de böyle oluyor. Bazı bilim insanları zamanında bir takım şeyleri düşünmüşler ve çok kapsamlı bir şekilde formüle etmişler. Başarının tanımı bence kesinlikle bu: zamanı aşabilmek.
Böyle müzikler dinlediğimde her şeyin çok daha güzel olduğuna, yapılabileceğine, sorunların aşılabileceğine inanıyorum, yani genel olarak çok daha umutlu bir insan oluyorum, mutlu oluyorum. Ne kadar yoğun olursa olsun altından kalkılabilir gibi hissediyorum.
Bahsetmek istediğim konuların sonuna ulaştık, en azından şimdilik. Sizi en kısa sürede bir daha görebilmek en büyük arzularım arasındadır. büyük ev'in de dediği gibi umutsuzluğa kapılmayın ve yatağa küs girmeyin.

(Ps. bu ps bölümleri çok iyi ya, istediğim her şeyi yazabilirim gibi hissediyorum. Yani normalde de öyle hissediyorum da, anladınız işte. Çok güzel bir haberim var, üniversite orkestrasına girdim. Hatta orada olan Kontrabası da verdiler, al götür evde çalış dediler. Çok tatlı insanlar gerçekten. Her şey yolunda giderse 18-19 Şubatta Heidelberg'de konser var, herkesi beklerim. O kadar dersin arasında bir de bu iş çıktı, inşallah beynimi yakmadan halledicem... ama her şey yolunda, keyifler yerinde